Zerdeçal (Curcumin) Manifestosu

Son yıllarda dünyada da ülkemizde de en sık konuşulan bitki, bitkisel ilaç ya da birçok sağlık sorununun çaresi konumundaki droglardır. Bu manifestoyu yazma ihtiyacı duymam ise bu drog hakkında herkesin çok şey biliyormuşçasına konuya girmesi, yalan yanlış anlatımlar, taklit ürünler ve rant hesapları içerisinde olmalarıdır. Günümüzde adına geleneksel tıp ya da tamamlayıcı tıp dediğimiz bitki dünyası, bugün kendilerini çok biliyormuşçasına pazarlayan ve ne yazık ki birçoğu da kendisini uzman gören insanların elinde kepaze olmuştur. Bitkileri, baharatları sadece sofrada ya da salata tabaklarında gören çiçekleri ise sadece çiçekçide gören bu kitleler toplumun başına bitki (fitoterapi uzmanı) otoritesi olma yolunda hızla ilerlemektedir. Eğer bu işin temeli geleneksel olmak ise geçmişten ve geleneklerden gelenler ve kadim bilgiler nerelerdedir. Bu  konular yazılarak ele alınmaya kalkınsa bir dizi Ansiklopedik birikim çıkar. Lakin ben bu manifestoda sadece Zerdeçal ve dillerden düşmeyen Curcumin üzerine duracağım.

Aslında sektörümüzün çok iyi bildiği lakin görmezden geldiği ancak toplumun doğal olarak bilmediği şu bilgileri vererek başlayacağım.

  • Zerdeçal (curcumin) dünyada başta kanser ve çeşitliliği olmak üzere birçok sağlık sorununda gerçekten önemli bir bitki ve baharattır.
  • Zerdeçalın sıvı çözeltileri ve çeşitli solventler üzerine binlerce araştırma yapılmış olup biyoyararlılığı gözlemlenmiştir. Hayvan deneyleri yapılmıştır.

2011 yılına kadar olan zaman diliminde Zerdeçalın içilebilir sıvı ekstraktı tüm dünyada henüz yapılamamıştır. Yalnızca Amerika’da basit usul tentür ve Hindistan’da yağ bazlı çalışmalar izlenmiştir. İmmunat Bitkisel İlaç A.Ş. kurucu sahibi ve eski gelenekçi olarak tüm dünya ülkelerinde bu hususta araştırma yaptım. Biliyor olmam bu sebepledir. Ben aktariye kökenli olmam sebebi ile bitkileri, çiçekleri, baharatları ve sektörü biliyorum. Bitkilerden nasıl majistral ilaç yapıldığını da biliyorum. Yıllar içerisinde insanların birçok sağlık sorunlarını bu yöntemler ile çözebildim. Pratik yönümüz çok gelişti. Bizlerde okuduk araştırdık hatta yıllarca bizim ile ilgili olmamasına rağmen anlayabilmek adına onlarca tıp kitabını dahi okudum. Şimdi bunu bile eleştirirler lakin bizden ne kadar doktor, onkolog ya da cerrah olmaz ise onlardan da bir o kadar Aktar olamaz. Boş yere alanları yıpratmanın bir manası ve kamuoyunu kısır bir döngüye takmanın anlamı yoktur. Bugün bitkilerden dem vuran ve kendisini ilahlaştırmaya çalışan hekimlerden hangisi bir dağda ırmak kenarında ot toplamış kurutmuş bunlardan kendisi deneme amaçlı kullanıp risk almış. Bitkisel ürünlerin şişeye ya da kapsüle girmeden önce var olan geçmişinde bir yerde bulunmuş. Bugün gelinen nokta ise kravatları papyonları takıp entelektüel konuşmalar ile Aktariyeyi karalamak gelenekleri zedelemek yeni bir pazar yaratmaya çalışmak olmuş çünkü sadece Türkiye’de dahi 5 milyar dolarlık bir pazar var. Buradan ne kaparız telaşı başlamış nasılsa hasta bol kandırılması kolay bir Anadolu coğrafyası var. Aslında  pek de haksız sayılmazlar kolay kandırılıyorlar lakin keramet kandıranlarda değil benim Anadolu insanım o akademisyenleri hala işini yapan düzgün insanlar olarak görüyor saygı duyuyor ve kendisine zarar vermeyeceğini düşünüyor. Son zamanlarda bu hususta da bir toplumsal uyanış var bu iyi haber. Allahtan toplumumuzda hala bazı bilgiler mevcut da oradan kendi işini görebiliyor. Kan glikozu düştüğünde şeker yemeyi, tansiyon düştüğünde tuzlu ayranı, mide sorunu yaşadığında nane limon kaynatmayı, kabız olduğunda sinameki çayını ve benzeri birçok yaklaşımı biliyor.

Adnan AKAR olarak ben bu sektörden geldim eski bir aktarım iyi bir mesleğim var ve başarılıyım. Bu sektörü daha ileriye taşımaya da ant içtim. Türkiye yetmez dünyaya kafa tutacağım dedim. Fakat gördüm ki dünyayı ele geçirmek bir şey değil sorun kendi ülkem ve dünyadan daha zor. Her taraf yamyamlar tarafından istila edilmiş kim kimin arkasında ya da önünde belli değil. Birlikte bir şeyler yapalım ülkem ve milletimiz kazansın düşüncesi ile çalınan tüm kapılar ve şahıslar içi boş çıktı. Allah’ım bu nasıl bir ego ve hainliktir ki anlamaya akıl yetmez.

Görüyorsunuz Zerdeçal manifestosu yazacaktım yine kalemin ayarı kaçtı. Dertli olunca böyle oluyor maalesef.

Neyse dönelim konumuza;

İlk bitkisel ekstraksiyon üretim tesisini 2007 yılında kurdum. Artık bitkilerin cidden çok daha fazla işe yararlılığı adına ürünler yaptım. Tüm dünyada neden hala Zerdeçalın içilebilir sıvı ekstraktı bulunmadığını merak ettim. Elimizdeki bilgi yöntem ve cihazlar ile binlerce bitkinin her formunu yapabilirken içilebilir sıvı Zerdeçal ekstraktı yapılmamış olması mümkün olamazdı. Derin araştırmalar yaptım kimyagerlerim ile birlikte neredeyse tüm yayınları taradım, pazarları araştırdım, sonuç içilebilir sıvı zerdeçal ekstraktı yapılamamıştı. Bu konu beni zorladı ve tahrik etti. Yapmaya kalktım, olmadı, bende yapamadım. Sağından denedim solundan denedim yine olmadı. Oysa her şeyi ekstre edebilirdim yeteneklerim bu yönde idi. Ekstraksiyon hattına bir bitkiyi koyduğunuzda sonuçta bir şeyler çıkar muhakkak lakin bu oldu anlamına gelmez. Zerdeçalın dünyada içilebilir sıvı ekstraktının neden olmadığı bu çalışmalarda tarafımca anlaşıldı. Bunu kabul etmek mümkün değildi yapabilmeliydim. Neticede orada durdum.

Zerdeçal (curcumin) kökü üzerine yeniden araştırmalar düşünceler, tezler ve metotlar üzerine yoğunlaştım. Birçok yol yöntem denedim tüm ısı farklılıkları, parametreler, solvent, ayrıştırma, koparma ve zamanlama gibi bütün aşamaları çalıştım. Zerdeçalın içilebilir sıvı ekstraktını yapılabilir hale getirmem tam üç buçuk yılımı aldı. Artık tüm yapım formüllerini ve tam biyoyararlılığa sahip emilebilir ürünü geliştirdim. Zerdeçal tozu baharat ve boyar madde olarak zaten öne çıkan özelliklere sahip. Lakin baharat olarak tüketildiğinde hızlı biyoyararlılığı son derece düşük. Bu yararlılık için sürekli kullanmak uzun yıllar tüketmek ve mikro birikimden medet ummak gerekir.

Şimdi basit bazı hesaplar yapalım.

Zerdeçal toz baharatının içerisinde %1,5-2 oranında curcumin bulunur. 100/1.5 olan bu oranın yaklaşık %80’i insan bedeni tarafından çözünemez sisteme entegre olmaz. Bağırsaklardan atılır %1,5 olan yüzdesel hesaplamalara göre 1000/2 oranına iner.  Yani 1 kg zerdeçal tozundan 2 gram maddenin insan bedenine kazanılma ihtimali doğar.

2 gr = 2000 mg eder buradan bakarak bir kanser hastasının günlük ihtiyacı 4000-8000 mg aralığında ise o halde bir hastanın günde ortalama 3 kg toz zerdeçal tüketmesi gerekir. Tabi bunun mümkün olamayacağını söylemeye gerek yok, kaldı ki 1000/2 oranındaki Curcumin ‘in emilim ve sentezlenmesi hususu daha tartışmaya açılmadı.

Bu konu ve hesaplama tablosuna tekrar dönmeden şu konuyu da araya sıkıştırmak istiyorum:

Biraz önce ifade etmiştim ortada Zerdeçal (curcumin) diye bir mesele var ve bu bitkinin ana bileşeni ”Curcumin” olarak adlandırılır. Latince ismi de yaklaşık aynı olduğu için bazı karıştırmalarda doğar. Zerdeçalda ne kadar curcumin var hangi üründe ne kadar var kapsülde oran nedir bir dolu konuşmalar gelişti. Nasıl tayin edilecek, hangi cihazlar bunu anlar, standardize yapılacak mı vesaire.

Tabi bunları anlayabilmek için önce ‘Curcumin’ etken maddesinin tüm tayini ve standartı çıkartılması gerekiyordu. ‘SİGMA ALDRİCH ANALYTİCAL BİOLOG” firmasına başvuruldu. Bu firma tüm bileşenlerin standartlarını ayarlayan ve küçük tüplerde bu standartları ihtiyaç duyan laboratuvarlara tedarik eder. HPLC  (analitik ayırma) cihazları da bu kopyayı alır verilen diğer örnekle karşılaştırır ve şu kadar var bu kadar var diye sonuç verir. Lakin gariptir ‘Curcumin’ standart belirlemesi bugüne kadar ‘SİGMA’ dahil hiçbir kuruluş tarafından yapılmamış, yani böyle bir standart yok. Fakat öyle bir standart ihtiyacı var ki piyasada, yapmamak olur mu, derhal işte bu dedikleri bir Curcumin standartı yapılabilirdi.  Peşinden konu ile ilgili olanlar buradan yola çıkarak sözde tayinler yapmaya ahkam kesmeye başladılar. Dikkat edin tarihlere bizim içilebilir sıvı Zerdeçal Ekstraktını dünyada ilk kez yapmamızdan sonra bir standart geliştirildi. Ülkemizde şunu söyleyenler dahi oldu koskoca Amerika yapamadı siz mi yaptınız. ‘EVET BİZ YAPTIK’ artık kendimizi aşağılamayı bırakıp buluşçu yönlerimizi de görebilelim.

Geliyorum SİGMA’nın yapmış olduğu ve piyasaya sunduğu curcumin standartına. Tek kelime ile söyleyeyim yine bana inanmayacaklar. Bu standart falan değil. Kendilerine yapamamayı yakıştıramadıklarından ve talep olduğundan yapılan laf olsun standardı. Bizimkilerde buna atladı tabi. Alışığız çünkü elden geleni seviyoruz. Merak etmeyin bu konuyu da aydınlatıcı bilgilerime devam edeceğim beni haklı bulacaksınız gerçekten samimi bakabilirseniz.

Zerdeçal ekstraktı ürünüme çok uzun yıllar çalıştım. Bugün Türkiye’nin tek ve en büyük bitkisel ilaç ve etken madde üretim tesisini ar-ge tabanlı öz sermaye ile kurdum. Ve bunu eski gelenekçi Aktar olarak yaptım. Bünyemizde Doktor, Kimyager, Mühendisler ve tüm teknik kadro var. Bu garip, bu işleri buraya taşırken bu ülkenin çok bilmişleri ya da akademisyenleri nerelerde idi. Onlar yapıyordu da ben mi ellerinden aldım. Aksine onlara ve onlar gibilere rağmen savaşımı sürdürdüm. Ve Allah ömür verirse değil Türkiye, Dünyaya sataşacağım. Atatürk’ün 2 güzel sözünü hatırlatırım.

  1. ‘Mevcut olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur.’
  2. ‘Biz cahil dediğimiz zaman mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek alimler çıkabilir.’

Bu sözler günümüz Türkiye’sinde 80 sene önceden öngörü ile ışık tutmak adına söylenmiştir.

Sevgili Peygamberimizin de bir sözünü belki uyuyan beyinleri uyandırabilmek adına hatırlatmak isterim. ‘Alimler yeryüzünün kandili gibidir. Alim ölürse Alem ölür’

Evet tekrar dönüyorum konuya ‘ ZERDEÇAL (Curcumin):

Curcumin standartı ölçüm kopyası değil SİGMA, başkaları tarafından da yapılamaz. Çünkü zerdeçalı tanımadan, karakteristik yapısını anlamadan, reflekslerini çözmeden, işte yaptık standardı bu denemez. Tek bir kopya standart ’ta yapılamaz ancak 5 ya da 10 ayrı kopya standardı mümkün olabilir. İçerisinde 5000 ‘in üzerinde bileşen bulunan sadece curcumin olarak dahi birbirine yakın duran 10 ayrı kök bileşeni nasıl tek bir hatta ölçüp işte standart bu diyebilirsiniz.

Bunlarda bir şey değil daha o kadar karmaşık konular var ki kısmen de olsa anlatmaya çalışacağım.

Siz bir bitkinin doğal yani ham haline analiz yapar, öncü etken maddeyi tayin edebilirsiniz. Bu % oranları belirler ve bundan standartlarda çıkartabilirsiniz fakat unutmayalım bu formu ilerleyen süreçlerde doğruluğunu kaybeder.  Bitkilerden bahsediyoruz dostlar, sentetik ya da kimyasallardan değil. Yani canlı varlıklardan bahsediyoruz. İnsanoğlunun nasıl ki değişen yönleri alışkanlıklar huyu-suyu depresyonu, hastalıkları refleksleri var ise bitkilerinde var. Hadi o zaman bir insan standartı belirleyelim. Bakalım tutturabilecek miyiz. Kaldı ki Zerdeçaldan bahsediyoruz yani binlerce huyu suyu, refleksi farklılıkları, kendi bağışıklık sistemi, kendini koruma mekanizması, biyolojik yapısına dokunduğunuzda yapı zincirlerini değiştirmesi, kimyasal tanımlanan şablon halkalarında değişiklikler daha sayarım gider. Ve birileri buna standart geliştirecek. Her bitkinin canlı olması sebebi ile yaşama programları, çevre adaptasyonları çevresel faktörlere ve zararlılara karşı koruma protokolleri vardır. Lakin bir şey daha var bunu bilmezler. Bitkiyi kopardınız kuruttunuz toz haline getirdiniz (örneğin zerdeçal) zannettiniz ki bitki öldü artık bir canı yok her şey yapılabilir. Canı yoksa niye bu kadar medet umuyoruz. Hayır hala canlı ve hala bu halde dahi direniyor. Aktif bileşenlerini koruma protokolüne geçti sadece.  Siz bir şekilde işlem yapmaya başladığınız andan itibaren, örneğin ısıl işlem, solvent, distilasyon, ekstraksiyon vb. işte burada da son koruma protokolünü devreye sokar. Ya gereken Asetik seviyesini arttırır, ya bazı bileşenlerini öldürür ya da yapı değiştirir. Yani sonuna kadar direnir. Bunu tüm bitkiler yapar ama esas sıkıntı şudur ki Zerdeçal yüzlerce kat daha fazla yapar. Şimdi yavaş yavaş bazı şeyleri anlamaya başladığınızı düşünüyorum. Böyle bir mükemmel yapıya basit bir standart belirlemek kolay olmasa gerek. Durun daha yeni başlıyoruz. Konu Zerdeçal (Curcumin) ise işimiz oldukça uzun. Bazı örnekler vereyim:

Hayıt meyvesi yada tohumu normalde analizlerinde Salisilik Asit ’e rastlanmaz.  Kaynattığınız ya da farklı bir şekilde işlemeye başladığınızda ortaya çıkan üründe az da olsa Salisilik asit ’e rastlanır. Sebebi bitkinin kendisini korumak için direnç göstermesi ve yapısı ile oynamasıdır.

Örneğin 4 çeşit kokuyu karıştırdınız ortaya farklı güzel bir koku çıktı. Siz bu dört kokunun karışımı olarak görüyorsunuz işin aslı ise bu beşinci kokudur. Çünkü her bir koku kendi doğal bileşenleri içerisinde iken farklı bileşenlere de reaksiyon gösterir ve ortaya çıkan sonuç 5. seçenek olur.

Zerdeçal (curcumin) neredeyse dünyanın en karizmatik ve zor işlenebilen drogudur. Onu tek başına bile çalışmak biz başarana kadar yapılamamıştır. Bu bitkiyi özelliklerini kaybetmeden ekstrakt haline getirmenin zorluklarını anlatmaya çalışıyorum. FAZ3- A2 adını verdiğim yöntem ile yapabilmeyi başardığımı Zerdeçal üzerine yazdığım kitaplarımda da bahsetmiştim. Bunları Türkiye’ye çok iyi anlattığımı düşünüyorum. 7 yıldır bastırdığım kitapları hiçbir zaman bir bedel karşılığı satmadım Aktar, Eczacı, tüketici ve hastalara ücretsiz dağıttım. Yeter ki şu konular anlaşılsın diye.

Size basit bir şema çizeceğim.

Gördüğünüz gibi Curcumin etken maddesi yaklaşık (5) beş ayrı formda curcumin olarak görünüyor. Her bir halka curcumine bağlı 10 ayrı ikinci derece etken bileşenler, bunların her birine bağlı yaklaşık 100 tamamlayıcı bileşenler bulunur. Bu da Zerdeçalı 5000 bileşen yapar. Zerdeçalın 100’ün üzerinde sağlık sorununda işe yaraması bu bileşenlerin tamamında değil ilgili bileşenlerin kombine çalışmasından kaynaklanır. Tek bir etken maddenin ayak tırnağından  saç teline kadar işe yaraması zaten akılcı olamazdı. Peki zerdeçalın sırrı yada hikmeti nedir ki bu kadar çok endikasyonu hedef alabilen bir yapıya sahip. Böylesi bir şaheser bitkiyi toz olarak yutarak ya da bir iki basit işlem yapıp ürün haline getireceksiniz ve olacak olabilir mi sizce?

Şemada çizdiğim 1. halkanın infeksiyon sorunları ile ilgili yapısı olduğunu düşünelim. 5 halkanın ise hormonal sorunlar salgı bezleri kabul edelim.

Tezim şudur ki;

5. halkanın altında bulunan 10 bileşen ya da onun alt grupları aslında temel olarak bu drogu koruma için varlar. Eğer siz bu droga dokunur ısıl, solvent, asetik, alkali ya da alkol ile muamele ederseniz bu koruyucu bileşenler bitkinin kimyasal yapısını değiştirir. Bazı bileşenleri intihara sürükleyebilir. Kimyada halkalarda kopmalara sebep verebilir. İşe yararlılık seviyesini düşürebilir dahası bir çöpe dönüşebilir. Zerdeçal (curcumin) toz formunda iken etken madde tayini yapılabilir. Lakin işlenmeye başladığı andan itibaren kuvvetli ihtimalle tespit edilen maddeler nihai üründe bulunamayabilir. Çünkü bazı kimyasal yapılar değişime uğramıştır. Bu sebeple HPLC cihazları ile bakıldığında bu değişiklik cihazlar tarafından curcumin’i tarama esnasında pas geçerler. Bu sonuç curcuminin nihai ürünlerde bulunmadığı ya da az bulunduğu anlamına gelmez. Hormonal olan bu halka kazanılabilir ise iki önemli değer ortaya çıkar.

  1. Bitkinin diğer bileşenleri hasar görmez.
  2. Hormonal iyileştirici gücü insan bedeninde işlevsel olur.

Bu şemada yüzlerce tetik var. Kim ne amaçla bu tetikleri biliyor ve dokunabilir. Neden nokta atışı yapabilecek kadar güçlü olan böyle bir drog biz yapana kadar yapılamamış. Biz dahi nihai ürün ile çalışmalarımızı ve araştırmalarımızı devam ettiriyoruz. Zerdeçal sıvı ekstraktının ince bağırsaklarca emilimi karaciğerde sentezlenmesi ve hedef organa ulaşabilmesi hususları ciddi çalışmalar gerektirmektedir. Göze ya da beyine gitmesini istediğiniz bir maddenin sindirim sistemi üzerinden bunu başarabilmesi tahmin edilebilir ki kolay değil.

Üretim şemamızda yöntemimize FAZ3-A2 adını vermemizin doğal olarak sebepleri var. Oldukça meşakkatli bir çalışma ve hala çok kolay yapılabildiğimizi söylemek zor. Parametreler çok hassas. Aynı zamanda firmamız ile görüş alışverişi içerisinde olan hekim ve eczacılar ile yapılan izlenimler ve değerlendirmeler AR-GE çalışmalarımızı ve ürün kalitemizi destekler niteliktedir.

Bu manifestoda anlatmaya çalıştığım Zerdeçal (curcumin) konusu aslında tüm bitkilerde olabilen bir hassasiyettir. Eğer üretim şekli ile konuyu anlatabilseydim belki ne demek istediğimi daha iyi anlıyor olabilecektiniz. Takdir edersiniz ki bu husus üretici firmanın doğal olarak bünyesinde tuttuğu ve kendisine ait yöntemdir.

Bu manifestoyu biraz olsun zerdeçal ile ilgili tartışmalara ışık tutabilmek için yazdım. Anlattıklarım anlatabileceklerimin %10’u kadar dahi olmayabilir. Hiç kimseye ya da bir tarafa atıfta bulunmadım eminim anlayanlar anlamıştır.

Herkesin iyi bildiği alanda konuşması ve başarılı olduğu noktaları anlatması, savunması temennilerimle.

İmmunat Bitkisel İlaç Doğal Sağlık Ürünleri A.Ş.

Yön. Krl. Bşk. Adnan AKAR