Üzüm Çekirdeği Mucizesi (Resveratrol)

Resveratrol, 1963 te ilk olarak Japon araştırmacılar tarafından bulunarak tarif edilmiş ve 1976 da ise üzüm bitkisinde bulunduğu saptanmıştır. Bu madde, bulunduğu bitkiyi parazit ve mantar infeksiyonlarından korumaktadır. Ultraviyole ışınları ise resveratrolün bitki meyvasında artmasını sağlamaktadır.

Resveratrolün faydalı etkilerinin ilk saptanması Fransa nın Bordeux bölgesinde yaşayan insanların son derece yüksek miktarda doymuş yağ ve kolesterol içerikli beslenmelerine ve yoğun sigara tüketimlerine rağmen kalp ve damar hastalıklarının çok az görülmesinin araştırılması ile başlamış ve sonuçta bölgede yetişen “ Cabarnet sauvignon” türü üzümlerde bulunan resveratrol maddesinin kalp ve damar hastalıklarına karşı koruyucu olduğu saptanmıştır.

Harward Top Fakültesinden David A. Sinclair bu buluşu yüzbin yıldan beklenen bir keşif olarak nitelendirmiştir.

Resveratrol Etkileri

  • Anti-Aging etkilidir. Yaşlanmayı yavaşlatıcı, böylelikle yaşam süresini uzatıcı etkisi olduğu araştırmalarca düşünülmektedir. Bu etkisini insülin duyarlılığını artırması, diğer taraftan hücrelerimize enerji sağlayan mitokondria’ları artırıcı etkileri ve güçlü antioksidan özellikleri ile gösterir.
  • Resveratrolin antioksidan özelliği, E vitamininden 50 kat, C vitamininden 30 kat fazladır.
  • İnflamasyon (iltihap) karşıtı etkisi ile doku hasarlarını önleyici,sağlıklı ve yeni hücre oluşumunu destekleyicidir.
  • İn-vitro (vücut dışı) çalışmalarda resveratrol ’ün kanser hücrelerini öldürdüğü saptanmıştır. Bu etki, resveratrolin kanser hücrelerini besleyen NF – KB [ Nükleer (çekirdeksel) faktör kappa B ] adındaki anahtar proteini bastırıcı-engelleyici rolü ile ortaya çıkar. Bu protein, tüm kanser hücrelerinin çekirdeklerinde bulunur ve kanser hücrelerinin genlerini aktive ederek üremelerini sağlar. Resveratrol ’ün önleyici etkisi ile NF-KB proteini etkisiz kalır ve kanser hücresinin eksilen bu madde ile üremesi önlenir.
  • Bir polifenol olan resveratrol ’ün vasküler tonus (damar esnekliği) düzenleyici (Antihipertansif) ve anti-platelet (kan pıhtılaşması-damar tıkanması tehlikesi) etkileri olduğu saptanmıştır.
  • Hayvan deneylerinde yüksek kolesterol içerikli besinlerle beslenen ve beraberinde resveratrol verilen deneklerin anlamlı bir şekilde kilo almadıkları, yüksek doz resveratrol ‘ün ise bu yönde kalıcı etkileri olduğu saptanmıştır. Aynı etki çerçevesinde kandaki LDL – VLDL (kötü kolesterol) düzeyinde azalma, HDL ( iyi kolesterol) düzeyinde ise artma gözlemlenmiştir.
  • Resveratrol ‘ün nöroprotektif (sinir hücresi koruyucu) özelliği de vardır. Özellikle göz içi basıncını artıran glokom hastalığında basınç altında kalan görme hücreleri ve görme siniri artan oksidatif stres nedeni ile zarar görebilir. Bu ise, görme bozukluluklarına yol açar. Aynı durum yaşlılıkta (60 yaş üzeri) sıkça görülen, gören nokta (sarı leke) dejenerasyonunda da bahis konusu olup, resveratrol içeriğindeki zengin antioksidan maddeler ile bu çeşit önemli hücre hasarlarına karşı organizmayı korumaktadır.