Kanser Nedir? Nasıl Gelişir? Korunma Yöntemleri

drKanser, genel anlamda “ kötü huylu” hücrelerden oluşmuş yapıya (dokuya) verilen isimdir. Kanser hücreleri, vücudumuzdaki hemen tüm dokular ve organlarda gelişebilir.

Normalde beyin, beyincik, omurilik ve uzantıları ile göz dokusundaki hücreler dışındaki tüm hücreler, vücuttaki kontrol mekanizmalarının denetimi altında yenilenir, yaşamlarını sürdürür ve sonunda ölerek vücutta yok edilirler.

Kanser hücreleri ise, bu denetimin tamamen dışına çıkarak ve orijin aldıkları hücreleri az veya çok taklit ederek, yani şekil değiştirerek ve hızla, tahripkar biçimde çoğalarak biyolojik yaşamımızı çok ciddi biçimde tehdit ederler. Bu hızlı çoğalma şekli, tamamen kontrol dışı, çıktığı organ ve dokunun fonksiyonuna iştirak etmeyen yıkıcı niteliktedir.

Bu yayılım, çıktığı organ veya doku içinde çeşitli bölgelere olabildiği gibi, ileri dönemde hedef seçtiği diğer yaşamsal organları da içine alır (metastazlar) ve yıkıcılığını bu şekilde artırır.

Kanser hastası ve yakınlarını, psikolojik açıdan negatif yönde çok etkileyen bir hastalıktır. Hastalığın ortaya çıkması ve tedavi sürecinde hasta ve yakınlarının olağan yaşam ve çalışma koşulları ciddi olarak etkilenir. Hastalık, çoğu kez ekonomik olarak ta yıkıcıdır. Bu nedenlerden dolayı kanserden korunmaya çok önem verilmesi gerekir.

Genetik yoldan gelişen kanserler dışında iş ve işyeri koşullarından, beslenme alışkanlıklarından ve kanserojen maddelere fazlaca maruz kalmaktan kaynaklanan kanserler çoğunluktadır.
Yapılması ve kaçınılması gereken yaşam tarzı, davranış ve dış etkenlerden uzak durarak kanserden korunmak esastır.

Yeni çıkarılan bir yasa ile, Ocak 2014’ten itibaren iş güvenliği ve sağlığı konusunda yeni kurallar getirilmekte, böylece işyeri hekimliği aracılığı ile insan sağlığına aykırı çalışma koşullarının saf dışı edilmesi hedeflenmektedir. Bu konuda çalışan kişilerin de duyarlı olmaları, işyeri hekiminin muayene, denetim ve uyarılarına uymaları, kaçak iş yerlerinde çalışmamaları gerekmektedir.

Bunun yanında, şeker (diyabet) hastalığı ve dengesiz beslenme kansere yol açmaktadır. Özellikle çeşidi az ve lif oranı düşük gıdalarla beslenmek, başta vitamin ve minareler olmak üzere birçok faydalı besin maddesinden vücudu mahrum bırakmakta. Bu durum, genel olarak hücre metabolizma ve fonksiyonlarını bozmakta, bağışıklık sistemi zayıflatmaktadır. Şeker hastalığı da damar ve bağışıklık sistemlerini zayıflatıp, bozarak tüm bu olumsuzluklara destek olmaktadır. Lif fakiri bir beslenme şekli ise barsak tembelliği, dışkının sertleşmesi ve kabızlığa, basur (hemoroid) oluşumuna ve barsakta zehirli (toksik) maddelerin birikimine sebep olabilir. Bu olumsuzluklar, ayrıca uzun vadede kansere zemin hazırlarlar.

Kanser ve Alternatif tedaviler üzerine yazılmış diğer makaleleri okumak için tıklayın.

En Zengin Lif, Vitamin ve Mineral Kaynakları

  • Kuru baklagil ve tahıllar; çavdar, yulaf, kuru fasulye ve nohut, kabuklu pirinç, kepekli ekmek ve mercimek.
  • Sebzeler; brokoli, karnabahar, lahana çeşitleri ve Brüksel lahanası, pırasa, bezelye, bamya, kabak, taze fasulye, domates, semizotu, ıspanak.
  • Meyveler; kavun, karpuz, şeftali, elma, armut, kayısı, erik, portakal, mandalina, hurma, muz ve kuru meyvelerdir.
  • Diğer vitamin ve mineral kaynakları; taze veya kuru fındık, ceviz içi, taze veya kuru badem içidir.

Diğer taraftan, dengeli bir diyette doğal yumurta ve yoğurt, ayran, kefir, az yağlı balıklar, az yağlı beyaz peynir, çökelek ve keçi peyniri mutlaka yer almalıdır.

Kanserin Belirtileri Nelerdir? Okumak için tıklayın.

Kanser Nedenleri

Kanser oluşumuna neden olan birçok dış etken vardır. Bu nedenleri bilmek ve uzak durmak gerekmektedir.
Kanserin bilinen esas nedenlerinin başında, hücre bölünmeleri esnasında DNA eşleşmesinin hatalı olması sonucu, hücrenin farklılaşması olgusu yer alır. Buna neden olan faktörler ise şöyle sıralanabilir;

  1. Gama ışınları, X ışınları (röntgen ışınları), radyoaktif maddelerden (elektrikle ve pille çalışan cihazlar) yayılan radyasyonlar ve ultraviyole ışınları (güneş ışığı, solaryum)
  2. Bazı mutasyon potansiyeli yüksek kimyasallar: Bunlara kanserojen maddeler de denilir.  Anilin boya maddeleri, sigara dumanındaki kimyasallar, asbest tozu, silika tozları, kömür ve alçı tozu bu maddelerdendir.
  3. Kalıtsal nedenler: Buna sebep, ailelerin kalıtsal genomlarındaki önceden mutasyona (bozulmaya) uğramış genlerdir. Bunlara ilave olan mutasyonlar ise kanseri tetiklerler.
  4. Viral hastalıklar: Kronik viral hastalıklar – hücre içi bozulmaya ve mutasyona yol açarak kansere neden olurlar.

Devam eden araştırmalar, kanser oluşumuna yeni bakış açıları getirmiştir. Aslında bunlar,  daha önce açıklanan kanser gelişim teorileri ile örtüşmekle birlikte bilinmeleri de yararlı olacaktır. Buna göre genelde, kanser gelişimi için iki neden bulunmaktadır.

  1. Kronik iltihap
  2. Oksidatif stres artışı

Kronik iltihaplanma, hücre içindeki işleyişi ve fizyolojik fonksiyonları, hücrenin beslenmesini önemli ölçüde bozmakta, bozulan metabolizma ve fonksiyonlar dolayısı ile hücreye yaşamsal enerji vererek atık madde haline gelen serbest oksijen radikallerinin hücrede birikmesine neden olmaktadır. Normal (sağlıklı) şartlarda, hücre içinde serbest oksijen radikalleri kendilerini nötralize ederek,  zararsız hale getiren antioksidan maddelerle denge halinde bulunurlar. Ancak, yukarıda bahsettiğimiz birikim sonucu bu denge serbest radikaller lehine bozulur. Buna Oksidatif Stres denilir. Hücre içinde artan serbest radikaller, yetersiz kalan antioksidanlar tarafından nötralize edilemeyince, hücre içi yapılara yani bağışıklık sistemi elemanlarına, proteinlere ve yağ asitlerine ve en kötüsü de genlere saldırarak onlardan elektron koparır ve bu yapılarında bozulmasına ve sonuçta genleri bozulan hücrenin kanser hücresine dönüşmesine sebep olurlar.

Bu açıklamaya göre, kansere yakalanmamak için, vücutta hüküm süren kronik iltihaplara örnekler; Sigara ve mikroorganizmaların neden olduğu kronik bronşitler, bademcik iltihapları, yemek borusu iltihapları (özofajit), midede asit fazlalığı ve/veya helicobacter pylori isimli mkroorganizmaların sebep olduğu gastrit ve mide ülserleri, kalın barsak iltihapları (kolit)  ve kalın barsak polipleri, genital organ itihaplanmalarından prostat iltihabı (prostatit), kadınlarda rahim ağzı ve vajina iltihapları (servisit ve vaginit) vb. türünden iltihaplanmalar mutlaka tedavi edilmelidir. Böylece, bir taraftan bu iltihaplar nedeni ile savaş yorgunu haline gelen bağışıklık sistemi güçlendirilir. Ayrıca, tek başına kanser nedeni olan kronik iltihap önlenmiş ve hasta rahatlatılmış olur.

Kanser Tedavisinde Araştırılan Bitkileri okumak için tıklayın.

Vücut Sağlığı ve Hijyen Ağızda Başlar

Son olarak, vücut sağlığı ve hijyenin ağızda başladığı bilinmektedir. Bu nedenle ağız boşluğundaki diş çürükleri ve çene kemiği iltihapları mutlaka tam olarak tedavi edilmeli ve diğer iltihaplar gibi bunların da bağışıklık sistemini yormalarına izin verilmemelidir.

Özetlersek; yukarıda anlatılan kanser nedenlerinden uzak durarak, dengeli ve kaliteli beslenerek, sigara, alkol vb. keyif verici fakat zararlı alışkanlıklardan uzak durarak, eğer mevcutsa bağışıklık ve dolaşım sistemlerine zarar veren ve kanseri teşvik eden şeker (diyabet) hastalığını kontrol altında tutarak, yaşa uygun fiziksel aktivite ve sporları yaparak kanserden korunmak önemli ölçüde mümkün olmaktadır.

Unutulmaması gereken önemli bir konu da, bağışıklık sisteminin en iyi ve güçlü destekleyicisinin doğadan gelen bitkisel kaynaklı ürünler olduğudur.

Sağlıklı yaşam dileklerimizle

Dr. Ünal Vural