İnternete “Babası akciğer kanseri olan var mı, İyileşen var mı?” Yazdım

Yıl 2014 ve Ağustos’un sekizi, ben bu tarihi hiç unutmuyorum. Her yıl olduğu gibi 2014 yılında da iznimde memleketime gittim.

Babam hazımsızlık (kabızlık) çekiyormuş. Abimle beraber hastaneye götürdük. Röntgen çektiler ve ultrasona yönlendirdiler. Ultrasondan sonra doktorun odasının yanındaki bekleme yerinde bekliyorduk. Hemşire doktorun abimi beklediğini söyledi. Doktorla abim önceden tanıştıkları için çağırdığını sanmıştım ta ki abimin doktorun odasından çıktığı halini görene kadar. Abim gözleri dolu “doktor tomografi istedi” dedi. Tomografi çektireceğimiz bölüme giderken beni yanına çekti ve “doktor akciğer kanserinden şüpheleniyor” dedi. O an sanki kaynar sular döküldü üzerimden. Tomografi sonuçlarına doktor baktıktan sonra Hacettepe Onkoloji Hastanesine götürmemizi söyledi.

Tomografi sonuçlarını ve CT’sini alıp Hacettepe’ye gittik. Onkoloji doktoru Gögüs Cerrahı’na yönlendirdi, O da PET CT istedi. PET CT’den sonra sonuçlara bakıp, biyopsi istedi. Biyopsi ve PET CT sonuçlarıyla konseye girdi ve konsey ameliyat olamaz kararı verdi. Çünkü iki lopta da varmış ve babam altmış sekiz yaşındaydı. Bizi Onkoloji bölümüne tekrar yönlendirdiler. Onkoloji doktorumuz akıllı haplara uyumlu olup olmadığını öğrenmek için biyopside alınan parçaları tahlile yönlendirdi. Akıllı haplara da uyumsuz çıktı sonuç.

Ben görev yerime gidip geliyorum bu süreçte kemoterapi için rapor çıkacak dedi Hacettepe’deki doktoru. Ben de çaresizlik içinde babamla, abim memlekete giderken, görev yerime gitmek için Çanakkale otobüsüne bindim.

Bu süreçte internetten bakmadığım yer kalmamıştı. Hatta internetten sonuçları yollayıp, gönderdiğim doktorlar ameliyat ederiz dediler, dediler ama yaş altmış sekiz ve iki lobta da var dediğimde yanıtsız kaldılar.

Gecenin üçü ve ben Çanakkale otobüsündeyim, internete babası akciğer kanseri olan var mı, iyileşen var mı yazdım. Bir mektup gördüm; Fatma hanım ve mektuptaki numarayı o saatte aradım. Şimdi düşünüyorum da Fatma hanım çok anlayışlı bir insanmış. Beni dinledi ve sabah beni arayacağını söyledi. Zaten hiç uyumamıştım, Fatma hanım’ın aramasını bekliyordum. Fatma hanım aradı ve kendi başından geçenleri anlattı. Bana İmmunat Bitkisel İlaç’ın telefon numarasını verdi. Hemen aradım, o zaman Eda hanım diye biri açtı. Benden bilgi alıp, raporları e-posta olarak atmamı istedi. Raporları gönderdim beni Dr. Ünal Vural hemen aramıştı. Raporları incelemiş, babam hakkında bilgi alıyordu.

Babam hayatında hiç sigara içmemiş ve alkol almamıştı. Ama akciğerinde 56 mm* 54 mm küçük hücreli dışı skuamöz karsinom ‘du.

Ünal Vural hocam beni dinledi ve sonra kendisi anlatmaya başladı; yemesi gerekenler ve yememesi gerekenler, kullanacağı bitkisel ekstratları söyledi. Tedavi sürecinden bahsetti. Aklıma takılan her şeyi sordum ve telefonu kapattım.

Bu süreçte rapor çıkmıştı ve babama uygulayacakları tedavinin ilk kürünü Ankara’da diğerlerini memleketimizde alacaktı. Abim ilk kemoterapi için Babamı Ankara’ya götürmüş grip olduğu için ertelenmişti.

Abim Biyoloji bölümü mezunu olduğu için bitkisele karşıydı. Biz altı kardeşiz toplandık, konuştuk ama abim ya ilerlerse bu sorumluluğu alamayız diyordu. Fatma benim hayatımdaki benden en çok dua alan kişi. Görevim gereği arazideyim, yağmur yağıyor ve ıslanıyoruz, aklımda babam çok sevdiğim insan. Fatma hanım’ı yine aradım ve abimin düşüncelerini anlattım, bir de ben konuşayım dedi. Aramış, babamın durumunu anlatmış ama abim yine kabul etmedi. Fatma hanım beni aradı, abim ile konuştuklarını anlattı, “gerekirse sorumluluğu al” dedi.

Abimi aradım ve “sorumluluğu ben alıyorum” dedim. Abim “hayatın boyunca vicdan azabı çekersin, izin veremem” dedi. Babamın grip olduğunu söyledim en azından bu süreçte kullanalım dedim. Sana bir ay müsaade dedi. Ben de hemen İmmunat Bitkisel İlaç’ı aradım ve Ünal hocamın yazmış olduğu reçeteyi sipariş ettim.

Ettim ama bu otuz beş günlük süreçte abimin dediği gibi içim hiç rahat etmedi. Abim Ünal hocamın gönderdiği ekstratlar bittikten sonra Tomografi çektirdi, sonuçlar inanılmazdı. Kitle kaybolmuş ve memleketteki doktorlar inanamamıştı. Sonuçları Ankara’daki doktoruna da götürdük. Ankara’daki doktoru “sonuçlar karışmıştır, CT’yi bir de göğüs hastalıklarındaki doktora gösterin” dedi. Ona da götürdük. Doktor “karışmamış, aynı hastaya ait” dedi, “ne kullandıysanız onu kullanmaya devam edin, bizim yapacağımız bir şey kalmamış, eğer PET CT ve biyopsi yapmamış olsaydık, yanılmışız derdik ” dedi.

Şükür şu an babam iyi ve altı ayda bir kontrole götürüyoruz. Evet size uzun uzun yazdım biliyorum, bunu sitenizde yayınlar mısınız, bilmiyorum. Ama ben başta Ünal hocam olmak üzere tüm İmmunat Bitkisel İlaç çalışanlarına ve beni büyük bir hoşgörü ile karşılayan ve yardımcı olan Fatma hanım’a teşekkür ederim. Allah razı olsun.

Babam hastalığını bilmediği için isim kullanmadım. Bilmiyor diyorum ama annem biliyor diyor ama biz hiç bahsetmedik demek ki o da bize bahsetmedi.

Hasta yakınlarının bu süreçte ne çektiğini biliyorum, bu nedenle beni aşağıdaki telefon numarasından istediğiniz zaman arayabilirsiniz. Allah’ım tüm hastalarımıza şifa versin.

0 542 404 43 20